"Proje" kelimesi lise çağında gereğinden fazla büyük duruyor. Aklında bir şirket, bir yatırım, bir lansman canlanıyor — ve o büyüklükteki bir şeye başlamak imkânsız göründüğü için hiç başlanmıyor.
Oysa bir proje, bir sorunu çözmek için yaptığın ve başkasının kullanabildiği en küçük şey.
Fikir bulmak diye bir aşama yok
Fikir aramaya çıkan kimse fikir bulamıyor. Bulanlar, zaten canını sıkan bir şeyi çözmeye çalışanlar.
Bu yüzden ilk adım beyin fırtınası değil, bir liste: son bir ayda seni ya da çevrendeki birini rahatsız eden şeyler. Okul kütüphanesinde hangi kitabın olduğunu kimse bilmiyor. Kulüp duyuruları üç ayrı yerden geliyor. Servis saatleri değişince kimsenin haberi olmuyor.
Bunların hepsi proje. Küçük görünüyorlar çünkü gerçekler.
İlk iki hafta: sadece bir şeyi çalıştır
En sık yapılan hata, projeye isim ve logo ile başlamak. İkisi de eğlenceli olduğu için ilk yapılanlar oluyor; ikisi de projenin çalışıp çalışmadığı hakkında hiçbir şey söylemiyor.
İlk iki haftanın tek hedefi olsun: en kaba hâliyle bir şeyin işlediğini görmek.
- Bir uygulama fikri mi? Bir Google Form ve bir tablo yeter.
- Bir ürün mü? Elde yapılmış tek bir örnek yeter.
- Bir servis mi? Üç kişiye elle yapıver, yeter.
Bu aşamanın adı var: insanların gerçekten kullanıp kullanmadığını öğrenmek. Cevap "hayır" ise iki hafta kaybettin — altı ay değil.
Ekip: iki kişi, üç kişi, sonra dur
Tek başına başlamak yavaş; beş kişiyle başlamak ise çoğu zaman hiç başlayamamak demek. İlk aşama için ideal ekip iki ya da üç kişi.
Ekip kurarken bakılacak tek şey yetenek değil:
- Devamlılık — haftada birkaç saati gerçekten var mı?
- Farklı açı — hepiniz aynı şeyden anlıyorsanız aynı noktayı
göremiyorsunuz demektir.
- Anlaşmazlıkta ne oluyor — bunu ilk tartışmada değil, baştan konuş.
“Dört kişiydik ve herkes fikir veriyordu. Kodu yazan kimse yoktu.”
Görünür olmak nasıl işe yarar?
Bir projeyi anlatmak, onu yapmanın parçası. Anlatmadığın proje yalnızca senin bildiğin bir dosya.
Ama görünürlük "tanıtım" demek değil. İşe yarayan hâli şu: ne yaptığını, hangi aşamada olduğunu ve neye ihtiyacın olduğunu açıkça yazmak. Ekip arayan bir proje, ekip aradığını söylemediği sürece kimseyi bulmuyor.
Aşama dili de burada işe yarıyor:
- Fikir — henüz denenmedi, konuşuluyor.
- Geliştiriliyor — bir şey var, kullanılabilir değil.
- Yayında — birileri gerçekten kullanıyor.
Üçünü karıştırmamak hem sana hem bakan kişiye zaman kazandırıyor.
Yarıda kalırsa
Lise projelerinin çoğu yarıda kalıyor ve bu bir başarısızlık ölçüsü değil — başlamanın maliyeti bu. Yarıda kalan bir projeden geriye kalan şey, bir sonrakinde ilk iki haftayı çok daha hızlı geçmen.
Bir tek şunu yap: durduğunda ne öğrendiğini üç madde hâlinde bir yere yaz. İki yıl sonra o üç madde, bitmemiş projenin kendisinden daha değerli olacak.